ABD ve Emperyalizm Sorunsalı

ABD emperyalist bir ülke midir?

Bana göre değildir.

Anlatayım.

Emperyalizm etnik çıkarlarını başka etnisitelere yaymaya çalışma, ekonomik ve kültürel olarak başka ulusları etkileme, asimile etme işidir. 19.yy’a kadar bu kavram ABD için doğru biçimde kullanılıyordu. Türkiye’de ise dönemi gereği en çok kullananlar solcular ve ulusalcılardı. Milliyetçiler ve muhafazakarlar ise emperyalizmle işbirliği içindeydiler. Geçmişte işbirliği içinde olan damardan gelen iktidar partisi, MHP ve ona karşı olan ulusalcılar ile ulusolcuları (Nasyonal Sosyalistleri) aynı çizgide buluşturan ne oldu 15 Temmuzdan bu yana? İslamcı Kemalizm nasıl doğdu?

Tabiki 19.yy siyasi ve ekonomi kodlarıyla düşünme ve işgörme zekası oldu. Düşününki ülkenin kuruluşundan günümüze gelen sağ, merkez ve solunsağı partiler ve kadrolar ilkel kaldılar, gelişen ve evrimleşen küresel iktisadi ve siyasi gerçekliği bir türlü görmek istemediler, bu düzeye geçmemek için ülkeyi felaketere sürüklüyorlar.

ABD’nin niçin emperyalist bir devlet olmadığını söylüyorum biliyor musunuz?

Çünkü günümüzde Amerikan ulusunun çıkarları diye birşey kalmadı. Amerika, finans kapitalin, teknolojinin, parasal ve askeri sistemin merkezi. Ortalama bir Amerikalının etnik, dinsel ve kültürel aidiyeti küresel sistemle entegre halinde. Yani bu ABD vatandaşı ne kadar milliyetçi, bağnaz, yobaz olsa da bu Amerikan’ın ulusal ve küresel değeriyle çatışmıyor. Çünkü karar verme mekanizmasında ciddiye alınmıyor. ABD’yi Amerikan halkı değil, ABD merkezli küresel iktisadi güçler yönetiyor. Milliyetçi ve muhafazakar kaygı ve kodlarla cumhuriyetçi Trump’ı seçen Amerikalılar dünya siyasetine yön veremiyor. Bu da ABD’nin emperyal emellerle dünyaya şekil vermediği anlamına geliyor.

Öyleyse ne peki?

ABD’nin esas görevi sermayenin dünyanın her köşesinde serbest dolaşımını sağlamak. Bunu İngilizce ve dolarla yapması üst teknolji üretmesindendir. Dil ve para birimi üretilen her yeni şeye göre kendini formatlar, sürüm günceller. Böylelikle piyasa koşularının izin verdiği ölçüde ilerici bir küresel kültür de üretir. Ama Türkiye’de işler öyle yürümüyor ne yazık ki. Halkın çoğunluğu milliyetçi ve muhafazakar kodlarla seçimlerini yapıyorsa, iktidar partisi de bu kesime uygun iç ve dış siyaset yapıyor. Üst teknolji üretmediği için de gerici kalıyoru kültürü.

Hangisi demokrasi peki?

Hangisinin emperyalizm olmadığını anladık. Türkiye evrensel değerler üretmediği, gerici kültürünü ve baskıcı siyasal sistemini başka ülkelere yaymak istediği için benim emperyalizm tanımıma uyuyor. Üstelik sadece sandığa indirgenmiş bir ilkel demokrasi anlayışıyla Türkiye’nin siyasal sisteminin demokrasi olmadığını da gördük. ABD’nin denge–denetleme mekanizması, güçler ayrılığı sistemi, federatif siyasi yönetim yapısı ABD’yi demokratik bir ülke kılıyor. Türkiye’de geçmişte parlamenter yönetimle bu sisteme yakındı. Temsili de olsa demokrasi bir şekilde düşe kalka, sendeleyerek yürüyordu. Ancak, şimdi başkanlık sistemiyle tüm karar alma mekanizmalarının tek adama devredilmesiyle diktatöryal bir demokrasiye geçti. Giderek laiklikten uzaklaşmasına hiç girmiyorum bile.

Final nasıl olur?

Siyasi, kültürel, ekonomik değerleriniz piyasa ekonomisinin izin verdiği ölçüde, aynı finans sisteminin içindeki diğer ülkelere göre ilericiyse bu kültürü ve siyasi sistemi dünyaya ekonomik, kültürel ve askeri yöntemlerle yaymanızda, siyasi, demografik ve coğrafik sınır ve rejimleri değiştirmenizde bir sorun gözükmüyor batı uygarlığı açısından. Ortadoğuda yep-yeni laik, demokratik, komünal bir kültür yerleşmesini ben de isterim. Sorun, bu ekonomik, siyasi ve kültürel sisteme göre daha ilerici olan komünizme karşı geçmişte aynı şeylerin yapılmış olması.

Zafer Kılıç

Not: Geçen yıl İslamist Kemalizm’i incelediğim makalemi de bulup okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir