ALLAH’IN EVİNE İŞENMEZ!

Çocukluğumun en saf sorusuydu. Canım tanrım; Tanrı olduğunun nasıl farkına vardın?

Arkadaşlarla hep yarışırdık. Böylelikle yaptığımız her şey bize eğlenceli gelirdi. Çeşmeye su içmeye, denize atlamaya, bakkaldan öteberi almaya, maç yapmak için toprak sahaya, teneffüslerde bahçeye oyun oynamak için koşarken yaptığımız şey hep aynıydı. Oyunun kuralını kim önce anımsayıp “Birim bir Allah” derse, yaptığımız her eylemde öncelik onundu. Böylelikle en hızlı koşan hedefe vardığında, bizim için parola haline gelen bu cümleyi ilk söyleyen kişiyi beklemek ve sırayı ona vermek durumunda kalıyordu. İlk söyleyenin ardından sıralanmak için, yine kimin önce söylediğine bakılarak “İkiyim bir Allah”, “Üçüm bir Allah” deniyordu. Her ortamda hep sona kalırdım. Belki de bu yüzden olacak, bu cümleyi doğru kullanmayı hiç beceremiyordum. İlk söyleyenden sonra söylediğimde “İkiyim iki Allah”, beşinci kişiden sonraysa “Altıyım altı Allah” diyordum. Arkadaş tayfası çoğaldıkça tanrılar da örgütleniyordu!! Dindar narenciye yetiştiren bir yeşil kuşak projesiydim ne de olsa..

Çocukluk ve din ilişkisi bilinçaltımın en saf anılarını oluşturdu. Büyüklerimiz “Ayakta işeme günah” dediklerinde, nedenine dönük mantıklı bir açıklama getiremediklerinden ötürü, tanrının pipimi görüp kızacağını düşünürdüm. “Neden pipimle uğraşıyor ki? Niçin sürekli beni ve pipimi gözetliyor?” diye söylenir ve kızardım ona.

Bir keresinde fena sıkışmıştım. Çişim vardı ve adımlarımı hızlandırdıkça daha fazla geliyordu. İstiklal Caddesinde Saint Antuan kilisesine zor kapak attım. Pedere işemem gerektiğini söyledim. “Olmaz. Allah’ın evine işeyemezsin.” dedi. “Sizin Allah bu konuda çok katı. Bizim camilerde Allah gayet konuksever! Sadece ayakta işememize kızıyo o kadar.” dedim.

Şimdi düşünüyorum da bizimkiler tuvaletleri paralıya çevirip, bildiğin din ticaretine dönüştürünce işi, üstelik tekçi politikalar zamanla artıp, tanrı çoğulcu anlayışını, hoşgörüsünü yitirince çocukluğumun en saf anıları da kirlendi. Allah’ın evi, Allah’ın sarayına (!!) dönüşmeyeydi iyiydi.

Zafer Kılıç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir