Bir Deney Hayvanı Olarak Ben

Önceleri insanın ve evrenin karmaşık yapısına bakınca, hücrelerin ve atomların işleyişine odanlandıkça, bu kadar kaotik yapının nasıl olur da takır–takır çalıştığına anlam veremez, tesadüflere, rastgeleciliğe yer olmadığını düşünürdüm doğanın işleyiş biçiminde. 12 yıl öncesine kadar bu böyleydi benim için.

Milyarlarca hücre, milyarlarca gezegen ve yıldızın mutlak suretle bir tasarım, hem de kusursuz bir tasarımın eseri olduğunu düşünürdüm geleneksel algoritmamla. Ve bu beni her defasında cevabı olmayan ve kendi içinde kısır döngüye giren bir başlangıç, ilk vuruş, ilk hareket paradoksuna götürürdü. Birşeyler fena halde yanlış gidiyordu.

Sonra birgün teorik de olsa laboratuar ortamından çıkıp, bu kadar karmaşık bir işe girmek yerine, öyle sıradan birgün sırtını ağaca yaslayıp aylak aylak oturan Newton’un başına düşen elma sayesinde yerçekimini bulmasını sağlayan basit bir ambiansın içinde buldum kendimi. Ve incelemeye karar verdim kendi kendimi. Kendim hiçte mükemmel bir tasarım sayılmazdım. Genetik özelliğim, davranışlarım, seçimlerim, düşüncelerim, değer yargılarım, fizyolojim öyle pekte neslin devamını, güçlü, zengin, seksi ve popüler olmak gibi yaşamsal öncelikleri içermiyordu. Popülasyon tarafından tercih sırasının en arkalarında olan biri için doğa yasalarının işleyiş biçiminde bir bokluk olduğu kesindi.

Benim tasarım anlayışımda sonuç için giriş ve gelişme, nitel için nicel süreçler, kahraman için figüran, final için kurgu, birşey için birşey vardı. Neden–Sonuç ilişkisi tersten akıyordu. Oysa bu kadar sorunlu işleyen ben, ancak ve ancak rastlantısal bir zorundalığın, tesadüfü bir determenizmin, düzenden düzensizliğe, düzensizlikten düzene geçen, demokratik ve de kaotik işleyen anarşist bir varoluş sisteminin ürünü olabilirdim anca. Hücrelerim, onların yapı taşları amino asitler, gezegenler, yıldızlar, evrenler, atom, nötronlar, süpernova patlamaları, herşey ama herşey böyle iş.görüyordu doğada.

Başka türlü akıllı bir tasarımın işi olamazdı bu. En küçük antomik parçacıkların aynı zamanda dalgacık olduğu, enerjiyle verili bir ortama ve birşeye dönüşmek için bilinçsizce işleyen, deneme yanılma yöntemiyle hatalar yaparak, iyi ve kötü mutasyonlara uğrayarak, mevcut olan en uygun şartları kendisine ve karşıtına dönüşerek, kimi özellikleri bir durumda avantaja, başka bir durumda dezavantaja çevirererek iş gören, başlangıcın ve sonun olmadığı, biyolojik ve kozmojik bir işleyiş biçimiydi keşfettiğim şey. 

Zafer Kılıç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir