İnsanın Tartısı, Korkunun Tanrısı

Yazmak lazım.. Not almak, gözlemlerini, duygularını, düşüncelerini, analizlerini yazılı veya görsel kayıt altına almak lazım. Geriye dönüp baktığında o yazılarda, o vidyolarda, fotoğraflarda kendini görürürsün. Gördüğün kendini eleştirme, hatalarını, eksiklerini giderme, kendini yeniden yaratıp devindirme, aşma şansı bulursun.

On yıldan fazladır bunu yaparım ben. Hemen her eylemimi kayıt altına alır, okur, düşünür, araştırır, yazar, konuşur, onları paylaşıp deneye tabi tutuyor, fikirlerimi, tezlerimi, edebi ve sanatsal yöntemimi, düşünce algoritmamı, konuşma, şiir okuma, şarkı söyleme tekniklerimi, olay ve olgulara bakış açımı sürekli yoruma, katkıya, eleştiriye, yeniden yapılandırmaya sunarım. Sonra yıllar içinde döner onlarla yüzleşirim.

İnsanın kıyas ölçüsü, öznel tartısı kendisidir. Seni mekanik biçimde takdir edenlerle, toptancı biçimde eleştirenler asla öznelliğini umursamazlar. Geleneksel toplum seni nesnel çıkarları ölçüsünde değerlendirir. Tabi kendini devindirmiş entelektüel arkadaşların varsa o başka.

Bu yüzden yalnız kalmaya, kendinin ve parçası olduğun toplumun eylemlerini felsefi, biyopsikososyal olarak, iktisadi ve politik olarak incelemeye, sorgulamaya, anlamaya, detaylandırmaya, somutlaştırmaya ihtiyacın var. Bunu ne sıklıkla yaparsan o denli hızlı gelişir, yaşamda karşılaştığın olay ve olgular karşısında daha yetkin tepkiler verirsin. Ne bencilliğin, egoistliğin, narsistliğin kalır, ne de korkak, sorunlu, maskeli karakterin. İçin–dışın, sözün–özün, düşüncelerinle eylemlerin tutarlı olur.

Yalnız kalmaktan, yaşadıklarını kayıt altına almaktan, onlarla yüzleşmekten korkma. Yalnızlık ve eylemlerinle yüzleşmek, birey olmak zordur, bu yüzden milyarlarca insan bundan deli gibi kaçar, sürüye uyum sağlar ama daha zoru kalabalığın içinde hiçleşmek, kendine muhafazakârlaşmak, özüne yabancılaşmak, toplumun kölesi, korkunun tanrısı olmak değil midir?

Zafer Kılıç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir