Okur Halleri

Herhalde beni entelektüel bulmuş olmalı ki çok kitap okuduğunu söylüyor, onu takdir etmemi bekleyecek bir sevinçle. Dönüp diyorum ki; çok kitap okumak önemli değil, hangi kitapları nasıl okuduğun önemli. Bozuluyor haliyle. Felsefeyle ilgilendiğimi öğreniyor. Bir zaman sonra elinde ‘Sofi’nin dünyası” isimli romanla otobüste karşılaşıyoruz bu kez.

Kitabı çok sevdiğini, kahramanın “ben kimim?” sorusunu sorarken Aristo’dan Kant’a değin geniş yelpazede derin felsefi açılım yaptığını söylüyor yüzünde heyecanlı bir gülümsemeyle. Dönüp diyorum ki; hangi felsefi yöntemle sorularına karşılık buluyor? İdealist mi, naturalist mi? Önemli olan felsefe okumak değil, hangi felsefi yöntemle sonuca ulaştığındır. “Hımmm!” deyip kafasını öne eğiyor. Tanışma hevesi kursağında kalıyor. Mış gibi yapmak kalpleri buluşturmuyor işte. Ki ben o zamanlar sapsoyekseksüel bir duygudurumda, karşılıklı bir beyin fırtınasını ateşli bir sevişmeye yeğleyecek kafadaydım.

Zafer Kılıç

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir