Türkçe ve Diksiyon

Beş Element 

Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir. Resmi tarih klişelerini bir yana bırakalım artık. Bir dilde önemli olan onun pratikliğidir. Türkçe fonetik yapısı gereği tıpkı İngilizce ve Kürtçe dilleri gibi yazıldığı şekilde okunmaz. Diksiyon dersinde en çok konuşmanın akıcılığına önem veririm. Dilin de akıcılığı önemlidir. Dil ne kadar katma değer üretebiliyorsa kendini o denli günceller, yaşatır ve yayar. Yalnız pratik bir dil aynı zamanda doğru yüklem ve anlam ifade etmelidir. Geleceğim yazıp gelcem diye okumaya eyvallah ama “Geleceğimi mahfettin.” diye bir cümle olmaz. Gelecek zamana bugünden müdahale edilmez. Geleceğe dair kimi düşünceler, hazırlıklar mahfedilir ancak. Bunun gibi yüzlerce örnek verebilirim. Fakat ben yazı dilinin akıcılığı ve pratikliği gereği kısa tutacağım.

Türkçe’de aynı zamanda kapalı ve açık harfler, ince ve kalın harfler de bulunur ve bu da yazılanı olduğu gibi okumaya elverişli değildir.

Diksiyonda her harfin bir söyleniş/sesleniş tekniği vardır. Örneğin C harfini söylerken iki dudak öne doğru fırlatılır. Z harfinde ise geriye doğru çekilir. F harfini dudak kaslarınızı öne doğru iterek çıkarmaya çalışın bakalım. Sonuç fiyasko :)) A harfinde dudaklarımızı değil, çenemizi kullanırız. Bu teknik: harfleri ve kelimeleri doğru basmanızı ve okumanızı sağlar. Harfine göre dil, diş, çene, dudak ve gırtlak devreye girer. Bu beş sesletim aygıtını geliştirecek doğru kas egzersizleri YBA diksiyon atölyesinin temel çalışmasını oluşturur.

Anlaşılır, tok, akıcı ve estetik bir konuşma ve ses tonuna Yaratıcı Birey Atölyesi’nin deneysel ve bohem çalışma metoduyla merhaba deyin. Diyafram, diksiyon ve fonetik çalışmaları; YBA’da aynı zamanda beden dili, hitabet, İletişim ve etkileyici bir ses tonuyla desteklenir.

Zafer Kılıç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir