Yeni Dünya Düzeni

Modernizmden postmodernizme geçişin keskin virajlarından birini döndüğümüz şu zamanlarda, belli bir entelektüel birikimin üzerinde olan insanlar için ekonomik koşullar dışında hasarsız olacak bu geçiş, toplumlar için sarsıcı bir değişim anlamına geliyor.

Postmodern çağla birlikte kültürümüz, geleneklerimiz, üretim biçimlerimiz ciddî oranda bir değişime uğruyor ve uğrayacak. Yeni dünya düzenine geçişte değişime en çok zorlanacak kitleler ise dindar, muhafazakâr, milliyetçi toplumlar olacak. Bu yazı daha çok onları ilgilendiriyor aslında. Postmodernizmi aslında modernizm sonrası olarak okumak zor ama modernizmin misyonlarını sahiplendiği ve kısmen aşmaya çalıştığı da doğru. Başlıca değişimleri-farklıkları şöyle sıralamak mümkün:

Büyük devletler yerine küçük devletler. Ulusal–üniter sınırlar yerine federatif, özerk, birleşmiş sınırlar.

Birleştirici kimlik olarak millet veya ulus yerine birey, toplum üyesi.

Ulusal ekonomi yerine küresel ekonomi, devletçilik yerine özel mülkiyetçilik. Liberalizm yerine Neo-liberalizm. Bürokrasi yerine, plütokrasi ve şirketokrasi. Emperyalizm yerine çağdaş emperalizm-kapitalizm.

Merkeziyetçilik ve merkezi bilgi yerine çok merkezli yönetim, öz yönetim, yerelcilik ve dağıtılmış, yayılmış bilgi.

Tektipçilik yerine çok kültürlülük, çok seslilik, çeşitlilik.

Tek cinsiyetlilik yerine çok cinsiyetlilik, erkeğin ve heteroseksüelliğin iktidarlığı yerine cinsiyet eşitliği, eşcinsellik ve tüm cinsel yönelimler ve cinsiyet kimlikleri. Erkeksilik ve kadınsılık yerine üniseks, birleşmiş kimlik.

Siyasette, ekonomide, medyada, sanatta resmîlik ve ciddiyetlik yerine gayri ciddîlik, ironi, dalga, alay, şaka, trolleme.

Pornografinin dışlanması yerine pornografinin serbest kullanımı.

Sanatta sanatçıya dönük bir kutsama, merkezileşme yerine alt kültürün yarattığı değerlere yönelme, estet sanatçı yerine kültüre, folklorik öze yönelmiş sanatçı, gerçek olanı doğrudan göstermek yerine soyuta, taklide kayan anlatım.

Felsefede nesne yerine özne, Newton fiziği yerine kuantum düşünüş. Gerçek yerine hayal ve simülasyon, felsefeyi düşünce eyleminden çıkarıp dil analizi sorununa indirgeme.

Marksizm yerine Nihilizm (ya da über-Marksizm), materyalizm yerine analitik felsefe, fenomenoloji, mantıksal pozitivizm, eleştirel rasyonalizm.

Maddi olan yerine manevi olan.

Kural yerine anarşi.

Özdeşleşme yerine yabancılaşma, çekicilik yerine iticilik, mide bulandırma, kusturma, irrite etme.

Orta ve alt sınıfların keskin ayrımı yerine, alt sınıfların orta sınıfla karışımı, popüler ve yüksek kültürün karışımı veya sentezi.

Kentleşmede müstakil ev yerine metropol, anakent.

Mimaride sadelik ve düzen yerine (New York mimarisi yerine Los Angeles, Las Vegas şehir mimarisi) absürt ve kaotik düzen.

Medya ve iletişimde merkezi konum yerine ağlara bölünmüşlük, küçük medya. İnternet yayıncılığı üzerinden bölünmüş medya.

Tek tanrılı ve geleneksel dinler yerine yeni çağ (newage) dinleri, panteizm (kamusal tanrıcılık-doğa tanrıcılık-müdahalesiz tanrı) lokal, spesifik dinler, inançlar, bölünmüşlük.

Elbette bu kıyaslama örneklerini çoğaltabilirim. AB ve ABD’de bu düzen epeydir oturmuş durumda. Ortadoğu ve gezegenimizin geri kalanındaysa bu ekonomik, politik ve kültürel dönüşüm son 15-20
yıldır bizi epey zorluyor ve daha da zorlayacak. Tüm bunların ne anlama geldiğini fırsat bulduğumda ayrıca yazarım.

Zafer Kılıç | 3 Mart 2014

Aşağıdaki tablo yukarıda sıraladığım ekonomik, kültürel ve sosyal değişim sürecinin tarihsel akıştaki geçişini yansıtıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir